6 Mayıs 2009 Çarşamba

HIDRALLEZ GELMİŞ (HATTA GEÇMİŞ) NEYİME...

Hala baharın gelmediği,güneşli ılık günlerin kendini hissettirmediği bir memleketten yazılacak yazıdan hayır gelir mi bilmiyorum ama şu anda can sıkıntısından patlamamak için yapabileceğim tek şey yazmak...Nerdeyse Mayıs'ın 1/3 ü bitti ama biz doğru düzgün güneş yüzü görmedik. Bırakın bahar rehavetini yaşamayı henüz baharı yaşamaya başlayamadık. Tamam; yağmur güzel, yeşillik güzel, sisi güzel ama bir yere kadar...Bunalmaya başladım. İşyerindeki sobanın cızırtısından, evdeki kalorifer kokusundan,üstümden hala çıkaramadığım montumdan, Eylül Ilgın'ın bitmeyen öksürüğünden bıkmaya başladım. Gamzem tatil planları yapıyor, başkaları piknikten pikniğe savruluyor ama ben hala kışlıkları kaldıramıyorum...Acilen bir avuş güneşe ihtiyacım var...Onu bulursam güzelliklerin devamı kendiliğinden gelir biliyorum...


Bu sıkıntılı zamanların benim gözümde iki ilacı var.Biri kızım diğeride kitaplarım.Onların bulunduğu göze sürekli yenilerini eklerken tattığım zevki anlatamam. İşte o zevki yaşatan müstesna güzellikler....

J.D. Salinger / Franny ve Zooey (Endişeli Peri'den )
Okumak için sabırsızlanıyorum gerçekten...
En iyisi bu akşam eve gidince kuzunun eline Bulut Perisi İnci'yi vereyim, kendimde Zooey'in hikayesini okumaya devam edeyim.Hem belki güneşte açar ....

1 yorum:

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

Serapcım, nişanlıyken eşimle Orduya gitmiştik. Adamcağıza fenalık gelmiti, burada hiç gökyüzü görünmez mi hep böyle gri mi olur diye. Bir hafta zor dayanmıştı. Şimdi öyle özledimki sen yakınmayla anlatırken ben inanılmaz bir biçimde orada olmak istedim. Sevgilerimle