5 Mayıs 2009 Salı

BEŞ KATLI YAPININ ALTINCI KATI ( R. Anar Rızayev)


Bu kitabın adını duyduğumda "Bende o evin altıncı katında oturmak istiyorum"diye geçirmiştim içimden.Beni kuvvetlice çeken kitap adlarından biriydi.Bazen kitapların isimleri içindekilerden daha fazla ilgilendiriyor beni.O isimlere o kadar çok anlam yüklerim ki okuyupta hayal kırıklığına uğramaktan korkarım.İçindekileri hiç merak etmeden,okumadan sevebildiğim kitaplardan biridir bu kitapta:)

Yukarıda ki yorumu bir sene önce Evvelzamaniçinde'nin bu kitap için yazdıklarının altına eklemişim.Kitap hakkında ilk söyleyeceğim şey kesinlikle hayal kırıklığına uğramadım.Eskiden okumadan sevebildiğim bir kitap olduğunu düşünüyordum,şu anda ise okunması gereken bir kitap olduğunu...
Kadın ve erkek ilişkilerine dair bilinen bir konusu olsada okuduktan sonra kendine özel bir öykünün anlatıldığını gördüm.Hatta kendimi izinsiz olarak bir çiftin mahremiyet alanına girmiş gibi hissettim.Bir annenin korumacı tavrının ne boyutlara gelebileceğini farkettim.Başkalarının hayatları hakkında(ki bu kişi en yakınımızdaki olsa da) kendimizce yaptığımız yorumların,onların yerine düşünmemizin ne kadar anlamsız olduğunu ve çok yanlış olaylara sebebiyet verebileceğini bir kez daha onaylatttırmış oldum.
İnsani duyguların ülke,kültür tanımadan herkeste aynı olduğunu bir kez daha hissettim.Yoksa Tehmine nin söylediği "Senden mene yar olmaz" (Asef Zeynallı) türküsünü bir defa dinleyince içindeki kederi kalbimde nasıl hissederdim...?









Ya da soldaki "Moskviç" marka yerine alınan sağdaki "Volga" arabayı görünce Zaur'un yaşadığı insani zayıflığı nasıl anlayabilirdim...?
Benim okuduğum kütüphaneden alınmış eski bir kitap ve çok düzgün bir çeviri olmadığı halde okurken kesintisiz bir seyir sürdüm sayfalarda.İsimlerdeki değişiklik olmasa,şehir adı olarak Bakü ve Moskova geçmese asla bir Azeri bir yazarın yazdığını anlamazdım.Kitap bu yönüylede Türk Cumhuriyetleri denince nasıl bir ortaklığın anlatılmak istendiğini kanıtlıyor.
Bence Kültür ve Milli Eğitim Bakanlığının bu tarz kitapların yeni baskılarını yapıp uygun fiyatla satışını yapması gerek.Ayrıca Sevgili Elektra kitap etkinliğimizde Zeren'e hediye etmişti bu kitabı.Bu bile benim için kitabın okunmasını gerekli hale getirdi.
Gökten birsürü elma düştü:Biri bu kitabı yazana,biri okuyana.3 tanesi kitabın okunmasına vesile olan Elektra'ya,Evvelzamaniçinde'ye ve Zeren'e...Diğerleride 5 katlı bir binada 6. katında olabileceğine inananlara...

****Zaur " Umarım Amerikayı'da görmek nasip olur Firengiz ile birlikte ..." diye düşündü ve anında düşündüklerinin abes ve gereksizliğini sezdi.Ne de anlamsızdı tüm bunlar.Amerika'ya yolculuk etme isteği.Buraya Afrika'ya gelmeleri.Burada bu yabancı kıyılarda sessizlik ve dinginlik,dirlik arayışı.Her şeyi unutma isteği...Çünkü hiçbir uçak,hiçbir gemi,hiçbir taşıt aracı insanı kendisinden uzaklaştıramaz,geçmişinden ayıramaz.Ve mutlluk arayışı demişlerse bu da yollara düşüp mutluluğu fellik fellik aramak anlamına gelmez herhalde.Mutluluk yada mutsuzluk insanın kendi içindedir.Bir yük gibi taşırsın onu.Öyle bir şey işte.Nereye gidersen git,dünyanın öbür ucuna git,taşırsın bu değerli yükünü.Nereye gidersen git ne yiter,ne batar,ne azalır,ne artar. (syf.9)

****Görüyorsun,bu dakikalar var ya,bu Moskova'ya doğru uzanan otoyolda yürüdüğümüz dakikalar ,sen ve ben,mutluluk budur işte,Zaurik.Gerçeklerin en büyüğü bu.Bizim ikişkimizde başka anlam arama.Birlikte olduğumuz dakikaları dolu dolu yaşa...(syf. 65)

****Bilirsin ya,yaşam derler adına, her şey beklenir ondan.Gelecekte sen başka kadınlarla birlikte olursun.Evet kesin olursun.Ama böyle değil Zaur.Kimseyle böyle değil.Ne bileyim her şey olur,belki de çok hoşlandıkların olur ama böyle değil.Bunun aynen yinelenmesi olası değil...(syf.68)

****Ne söylememi istiyorsun Zaurik?Sana kaç kez dedim.Hakkımda ne derlerse desinler, umurumda değil.Bana göre insanın yalnız kendisiyle hesaplaşması gerekir.Hesaplaşıyor ve sonuçta aklanıyorsa,her şey vız gelir tırıs gider...(syf.75)

****Seven insan bencilleşir. Mutluluğunun herkese yayılacağını sanır.Oysa başkasının sevinci insanı ne kadar ilgilendirebilir?Çoğunlukla insanlar başkalarının sevinçlerine yabancıdır ve hatta kimi zaman kıskanır yada sevinçli gördüğü kimseyi kırmak ister.

Sevgi iki kişinin özel ilişkisidir.Burada üçüncü fazladır derler,ama çoğu zaman sırf bu üçüncüye gerek duyulur.İki sevişenin sevincinin tanığı gibi.Tanık sevişenlere ayna gibi gerekir.Aynaya bakıp kendi mutluluklarını görmek için...(syf.128)

****Nemet dediki :"Her halde insanlar ölürken tümden ölmüyor,tümüyle yok olmuyorlar.Böylece onları anan,onların seslerini yüzlerini belleğinde saklayan başka insanlar kalır,bu ölenler de böylece anılarda,düşüncelerde,hayallerde yaşarlar.Bizde Tehmine'yi anımsayan son insanlarız,en son kuşak..."(syf.233)

***Ne olur insanlar beş katlı bir yapıda altıncı katıın da olabileceğine inansalardı,ne olurdu sanki?(syf.237)


T.C. Kültür Bakanlığı Milli Kütüphane Basımevi
1. Baskı /1994 237 sayfa
Çeviren:İldeniz Kurtulan

13 yorum:

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

benide kitap adları çok çeker. Mesela Git Kendini Çok Sevdirmeden'i o yüzden almıştım.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

yazının son cümlesini okuyunca birden hatırladım, biz Fındıkzade deki evi alırken orası beş katlıydı. Bama mütahitten evin üstünü de satın almış, yani havayı. Bir kaç yıl herkes alay etti, havayı satın aldın diye. Sonra o caddeye kat izni verildi ve babam oraya hayatımızın en güzel günlerini yaşadığımız vei inşa ettirdi. Demek ki hayal gücü çok öeemli

serpil dedi ki...

Serap benim de çok sevdiğim bir kitaptır bu, epey aramıştım sonra tesadüfen bir kitapçıda bulunca ne kadar sevinmiştim. Bendeki Everest yayınlarının baskısı sanırım.

evvelzamanicinde dedi ki...

:-)) ne güzel yorumlamışsın kitabı. Aslında Azeri edebiyatından ikinci bir kitap okumak istiyorum ama şu aralar kitap alamıyorum ve malum oturduğum yerin kütüphanesi çok yeni, kitaplar yok denecek kadar az. O sebeple, şimdilik senin ve kitap yorumlayan diğer arkadaşların yazılarını gördükçe iç geçiriyorum :-)
Kütüphanenin sana hediye ettiği kitapları okudun mu? Onları da merak ediyorum özellikle Sadık Hidayet'in kitabını.

Selma Fındıklı ikimizin de okudukları arasında, dikkatimi çekti. Ama ikimiz de farklı kitaplarını okumuşuz.

Bu arada, konuyla alâkasız ama filmleri izledin mi Serap? Hiç yorum yapmadın, merak ettim.

sevgiler (ses çıkarmasam da her gün muhakkak uğruyorum, haberin olsun:-))

evvelzamanicinde dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Prima Rima dedi ki...

Bazen bende isimlerinden ziyade resimlerine yani kapak resmine takılırım kitapların...resmine aldanıpda alamamak için içlerini karıstırıp dururum:)bazı kitaplarıda çok severımde kapakları bir o kadar yakısmaz kendılerıne.

Kitap Kurdu dedi ki...

Serap ne güzel anlatmışsın kitabı. Bende Zeren'in blogundan sonra öğrendim bu kitabın varlığını. Okunmalı diyorsan, okuyacağım. Zevklerimiz bir nasıl olsa. Teşekkürler.

elektra dedi ki...

ben şimdi çocuk gibi sevindim, elmamı da aldım, dişlek dişlek ısırıp gidiyorum:)
beğendiğine çok sevindim. benim okurken 'ne güzel ne güzel' diye okuduğum kitaplardandır. 5 katlı bir binanın altıncı katına kurulasın serapcım:))

mehtap dedi ki...

Çok hoş anlatmışsın kitabı serapçığım.Okunmalı diyorum bende.Bende ismine dikkat edenlerdenim.Alıcı isem içini de karıştırırım ismine aldanmamak için.Birde böyle siz değerli arkadaşlarımın tavsiyesi ile alıp okuyanlardanım bende.

SERAP dedi ki...

Lale abla;
Hikayeye bayıldım.Demekki baban 5 katlı binanın 6. katı olacağına inananlardandı.Yüzümü gülümsettin:)Sevgiyle...

Serpil;
Sanırım benim kütüphaneme eklenecek olan baskıda everest yayınlarından olacak.ama İstanbul'a gittiğimde 2. elini bulmak nedense beni daha mutlu edecek...Küçük bir rica,lütfen artık birşeyler yaz:)

SERAP dedi ki...

evvelzamaniçinde;
Kütüphanenin verdiklerinden sadece bir tanesine başladım ama oda Sadık Hidayet'in kitabı değil:(

Selma Fındıklı'yı anlattığı zamanlar dolayısıyla çok sevdim ben.Belki oda balkan kanı taşıyordur da ondan çekiyordur bizi:)

Genel anlamda Türk Cumhuriyetlerine ait edebiyat ürünleri hakkında benim de hiç bilgim yok.Cengiz Aytmatov bile okumuşluğum yok sen anla yani durumun kötülüğünü...Özbek bir arkadaş buldum kendime,en kısa zamanda ondan bilgi almayı planlıyorum.

Filmlerden sadece Black'i izlemedim.Aslında son zamanlarda çok fazla film seyrettim ama hiçbirinden bahsedemedim .Mazur gör beni.Film anlatırken kendimi yetkin görmüyorum yada istediklerimi tam olarak yazamıyorum gibi geliyor.Ama senin için kısa notlardan oluşan bir topluluk ekleyeceğim bloğa:)

Sevgiyle kal...

SERAP dedi ki...

Prima Rima;
Benimde kitap kapaklarına özel bir ilgim vardır.Hatta bunu kendimce küçük bir araştırma konusu haline bile getirdim.Ama özellikle Türk yazarların kapaklarında inanılmaz bir özensizlik sezdiğimden pek kapağına bakarak kitap almıyorum.Belkide senin resme olan yeteneğin de kitap almanda bu şekilde ayırıcı bir yön olarak ortaya çıkıyordur:)

Kitap kurdu;
Acelesi yok ama er yada geç okunacak kitaplarından biri olsun derim ben...

SERAP dedi ki...

Elektra,elektra,elektra;
(Sanırım bu adı defalarca yazabilirim:)
Vallahi sen sevindim deyince ben daha çok sevindim:)Elmanızı afiyetle yiyin efendim...

Mehtap;
Bende senin yazdıklarından etkilenip Kurt Seyt & Shura'yı kütüphanede görür görmez atladım üstüne...Yakın zamanda okuyup blogta bahsetmeyi düşünüyorum hatta iznin olursa konu açısından ayrıntılar için pası sana atmayı bile planladım.Daha çok kitaplı gününün geçmesi dileğiyle...