27 Kasım 2008 Perşembe

BİR SES BÖLER GECEYİ (Ahmet Ümit)

Kütüphanede oldukça fazla Ahmet Ümit Kitabı var.Daha önce hiç okumadığım için kendimi riske atıp kalın bir kitabını almadım.İlk kitaplarından biri olması da iyi oldu.Başlangıcı ben yaptım gerisini yazarın kendisi getirecek.



Süha Danış(bu isim bana ne kadar tanıdık geldi!) 2 arkadaşıyla beraber bir araştırma yapmak için köy köy dolaşmaktadırlar.Hocalarını karşılamaya gittiği gece ufak bir kaza yapar ve yardım için, daha önce gittileri ama anketlerine katılmak istemeyen bir alevi köyüne yollanır. Köyde karşılaştığı manzara karşısında kendi geçmişine döner ve acaba diye sorular sormaya başlar kendine.

Bu kısa romanın çıkış noktası aslında Süha'nın da alevi olması...Süha 'nın ailesi Yunanistan'dan geldikten sonra kendilerini deşifre etmeme ihtiyacı duymuşlar, bununla beraber Süha üniversite yıllarında duyduğu boşluğu doldurabilmek için sol öğrenci gruplarına katılmış ve sonunda hapse girmiştir.Kitapta alevi geleneklerine göndermeler yapılıyor,düşünce biçimlerini oluşturan kriterlere (4 kapı /40 makam/cem törenleri) ait kısa bilgiler veriliyor ve bilgiler sizi biraz daha araştırmaya yönlendirebiliyor (en azından bende öyle oldu).Kitabın son sayfalarında yaşanan bir sahnede, herkesin sadece istediği görüntüyü görmesi ise bana kitanın en çarpıcı yeri olarak yansıdı ve beynimin içine kazınıp kaldı.

Kitap hakkında çoğu yerde gerilim romanı olarak bahsedilsede ben buna fazla katılamayacağım. Kitabın başına ve sonunda kullanılan 1-2 sayfalık öğelerinin dışında kitabın geneline yansıyan bir gerilim havası yoktu.Birde köydeki manzaranın çeşitli bölümlerde kesilerek Süha'nın hatıralarına dönülmesi güzeldi de eski bir yoldaşıyla yaşadığı cinselliğin anlatıldığı bölümün uzatılması kitabın genel havasının içinde bana çok gereksiz geldi.

Kolay ve zevkli okunabilen kısa bir kitap arayanlar için iyi bir seçenek olabilir.En azından ben bu kitabı yerine koyarken yanındakilerden bir tanesini almayı düşünüyorum yine.


***Sana güvenirim ama bunun güvenle alakası yok.Bilirsin küçüklüğümden beri sofuları alimleri dinler,hisseme düşen bilgileri toplarım.Sanırdım ki öğrendiklerim arttıkça dünyanın ve Hakk'ın sırrına ereceğim.Lakin tam tersi oldu.Öğrendikçe bilmediklerim çoğalmaya başladı.Bu nasıl bir bilmecedir çözemedim gitti.Hal böyleyken sne nasıl anlayacaksın?(syf.51)

***İlgisi olmaz mı kızanım?İmam Cafer üs-Sadık Efendimiz demiş ki:'Pir odur ki şeriat gemisine binip tarikat denizinde yüzsün,marifet dalgıcı olsun da hakikat incisi çıkarsın.'Hakikat,Hakk'ın insana göründüğü kapıdır.Kamil İnsan olmak için bu dört kapıdan geçmek gerekir.(syf82)

***Lakin bilmek öyle kolay iş değildir kızanım.Bilmek için bıkıp usanmadan çalışmak,sususz kalmış bir çiçek suyu nasıl emerse öyle iştahla öğrenmek gerekir.Diyelim ki öğrendin,yine yetmez.Niye bildiğini,niçin öğrendiği de unutmamak gerekir.Bilgi,Hakk'ın bize sunduğu bu dünyayı ,canlıları korumak içindir.Eğer bunların tersine iş görürse yıkıcı olur.İnsan bilginin efendisidir,bilgi insanın değil.Öğrenmenin zararı olmaz derler,ama dikkat etmek lazım,amaçsız bilgi maymuna çevirir insanı.Bir de bakmışsın farkına varmadan bilgiçlik taslamaya,sağa sola tafra yapmaya başlamışsın.Oysa tafra atmak cahillerin harcıdır.Önce Bilgi yükünü taşımayı öğrenmeli insan.Kolay iş sanma.Çünkü taştan daha ağırdır bilgi. Bu yükü taşımak sabır ister,metanet ister.Taşımayı bilmeyenler daha ilk engebeden kaldırır atarlar sırtlarındaki yükü.Taşımayı bilenler ise en dik yokuşlara bile tırmanırlar.Çünkü onlar taşıdsıkları yükün bu dünyada insanlara,ahirette Allah'a lazım olduğunu bilirler.Zirveye ulşatıklarında ise tek kazançları kamil insan olmaktır.(syf.84)

Doğan Kitapçılık/130 sayfa
1.Baskı Cem Yayınevi,1994
6. Baskı Kasım 2004

5 yorum:

serpil dedi ki...

Serap, ben de Patasana'yı çok sevmiştim,bir de Beyoğlu Rapsodisi'ni okudum.Diğerlerini de merak ediyorum ama daha sıra gelmedi onlara.Sonra Esmahan Aykol'un ilk iki kitabını almıştım,onları da çok sevdim,daha hafif ama hoş bir anlatım.Sen okumuşmuydun Esmahan Aykol'u?

SERAP dedi ki...

Esmahan Akyol'u hiç okumadım.Benim polisiye/gerilim okumam Evvelzaman içinde'nin anlatımlarından sonra olmuştur.Biraz yavaş ama emin adımlarla ilerliyorum.Ahmet Ümit'in son kitabında gözüm var aslında ki konusu Mevlana olan her kitap beni mıknatıs gibi çekiyor:)Sanırım kütüphanede o yoktur.Varsa öncelikle Patasana'yı alıcam önerine uyup.Gerçi Ahmet Ümit'in kitabından uyarlanan "Sis ve Gece"yi seyredip beğenmiştim sanırım referanslarım oldukça çoğaldı.

Kitap Kurdu dedi ki...

Serapcim bende "kavim"i okumuştum Ahmet Ümit'ten. Gayet güzel bir kitaptı. Bende diğerlerini okumak istiyorum fırsat buldukça.

zero dedi ki...

Bir Ses Böler Geceyi ve Aşk Köpekliktir haricindeki bütün kitaplarını okudum Ahmet Ümit'in, son kitabı Bab-ı Esrar da dahil. En beğendiğimin Kavim, sonra da Patasana olduğunu söylemeliyim. Bab-ı Esrar'dan çok keyif alamadım ne yazık ki. Ben de Mevlana ve Şems ilişkisi üzerine bir kitap olacak olmasından dolayı son derece merakla bekliyordum Bab-ı Esrar'ı ama bu merakımı heyecana dönüştüremedi okurken ne yazık ki. Şimdi merakım Elif Şafak'In son kitabına... o da mevlana ve şems üzerine yazıyor ama tarzı tabi ki ahmet ümit'ten farklı olduğu için daha tassavufi bir roman olacak takip edebildiğim kadarıyla. öncelikle kavim ve patasana'yı okumanı tavsiye ederim. sis ve gece romanının filmden çok çok çok daha iyi olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

SERAP dedi ki...

Kitap Kurdu;
Okuyalım beraber fırsat buldukça:)

Zero;
Bab-ı Esrar konusunda bende oldukça ümitliydim:( Gerçi dediğin gibi Elif Şafak'ın kitabının daha cezbedici olacağını düşünüyorum.Sanırım Patasana ve Kavim en çok sevilen kitapları, bende onlardan başlamayı düşünüyorum.Teşekkürler:)