23 Ekim 2008 Perşembe

KADINDAN KENTLER(Murathan Mungan)


İçinde kadın olan,kadını anlatan kitapları seviyorum. Murathan Mungan'ı da seviyorum.O zaman bu kitap okunmalıydı:)İçinde;yaşamaya çalışan,hayalkırıklıkları olan,sevilen, sevilmeyen, kendinden nefret eden,kendini başarılı sanan,iş kadını, ev hanımı olan kadınlara ait hikayeler ve onların arkasına saklanmış bir sürü hikayecikler mevcut bu kitabın. Kadınsı detaylara(mesela bir bıçak-çatal takımının markasına ) bile dikkat ederek ince ince işlenmiş her öykü.Her hikaye, bir şehre ve bir kadına adanmış gibi gözüksede,bu kadınların başka kadınlarla olan ilişkileri azımsanmayacak kadar derinden etkiliyor konuyu.

Annemin çektiği fotoğraflar;Samsun sigarası,Tütün balyaları,Tamaron ve Burası Ankara il radyosu,şimdi... en beğendiğim,kendimden,hisselerimden en çok şeyi bulabildiğim öyküler oldu.

Herkesin en az bir hikayesinde kendini sorgularken yakalayacağı bu kitap,sıcak bir bardak çayla sonbarın hüznüne çok yakışır,eminim.

Kordonboyunda Ömer Çavuş Kahvesi:

Alsancak İskelesi


Eğitimini yarıda kesip overlok atölyesinde çalışmaya başlayan Nurhayat, birkaç gün sonra istenmeye gelineceği için heyecanlıdır ve Alsancak İskelesi'ne doğru giderken yeni özgürlüğüyle! ilgili hayaller kurmaktadır.Aniden karşıdan gelen bir asker tüm düşüncelerini dağıtacak ve kendi kendine sorular sormasını sağlayacaktır.

***Belkide kelimeleri yetmiyordu sezdiklerine...Emin olmak ne demekti?Bir kadın ne zaman emin olurdu?Zaman en çok ne zaman bilinirdi?(syf.15)



Adana Sıcağında Erguvanlar:
Adana Seyhan Otel

Emine boşandıktan sonra iş kariyerinde oldukça ilerlemiş ve eski hayatını bir kenara kaldırarak yeni bir hayata başlamıştır.Adana'ya yapacağı bir seyahat öncesinde gelen telefon,ne zamandır görüşmediği bir akrabasıyla görüşme zorunluluğunu doğurmuştur.Adana Seyhan Oteli'nden onu almaya gelen akrabası Gülsüm, sonradan görme halini Emine'ye göstermeye çok meraklıdır. Gülsüm'ün içinde sakladığı sızılar ise saatler ilerledikçe ortaya dökülmeye başlar.

***Geçmişte kalan şeyler geçmişte kalmalıydı ona göre.Bu huyu yüzünden zamanla çevresi azalmış,arkadaşları tarafından vefasızlıkla suçlandığı olmuştu.İnsanlar aynı biçimde,aynı yönlere doğru değişmiyorlardı.Çoğu zaman mazi ortaklıkları şimdiki zaman arkadaşlıklarını diri tutmaya yetmiyor ama insanlar bu gerçeği kabullenmeyip her şey eskisi gibi sürsün istiyorlardı.Sanki birşeyler hiç değişmeden olduğu gibi sürerse,hayat daha gerçek,dünya daha inandırıcı bir yer olacaktı.(syf.20)

Trabzon Burması:
Trabzon/Maşatlık Mahallesi

Trabzon'da Boztepe'ye Maşatlık'ta intihar eden bir kızın cesedini incelemeye giden adli tıp doktoru Sevgi,kızın kokundaki bileziği görünce kendi geçmişini düşünmeye başlar.Ufacık bir kader sekmesiyle aynı kaderi paylaşabileceğinin bilincine varması çok zamanını almayacaktır.

***Rapora ölüm nedenini tıbbi terimlerle değil,yalın sözcüklerle yazmak istiyor.Umutsuzluktan ölmüş.Gencecik insanların umutsuzluğunda ölümü yakınlaştıran birşey olduğunu biliyor.Gençken ölüm,aşk kadar mümkün.Biliyor.(syf.41)

Yakası Beyaz Kürklü Taba Rengi Kaban:
Mudanya Yolu


Esme işinde hırslı bir kadın olmuştur.Son olarak mesleğinin zirvesine adım attığı sırada eşi Engin'le ayrılırlar.Medeni insanlar gibi kızları İrem için görüşmeye devam etmişlerdir.Engin,yeni işi Tülin'le beraber İrem'i almaya gittiğinde Esme'nin tüm dünyası altüst olur,çünkü Engin'in üzerindeki kaban, ona kendi hayatını sorgulamanın kapılarını açar.

***Gezdiği gördüğü yerleri hep ortalardan aldığı eşyalarla hatırlıyordu.Çağrışımlarını kıvılcımlandıran,hafızasını ateşleyen büyülü nesneler gibi,bu eşyalar yaşadığı anları tazeliyor;o günleri dirilterek içinde deerin bir zaman sızısı uyandırıyordu.Bu eşyanın imgesiyle birlikte,gezdiği her kent,alışveriş ettiği her dükkan,o eşyanın durduğu her raf,o dükkanın bulunduğu her sokak şimdiki zamn canlılığıyla gözlerinin önüne geliyor;içi nedenini,niyesini bilmediği bir özlemle doluyordu.Var oluş mutluluğuyla...anılara sahip olmanın gücüyle...Sahip olduğu eşyalar sahip olduğu anılardı.(syf.57)


Samsun sigarası,Tütün balyaları,Tamaron
Bafra ovası


Birisi anne,diğeri baba tarafından yetiştirilen iki kızkardeş.Biri yurtdışında eğitimine devam ederken diğeri sıradan bir evlilik yapmıştır. Şengül kardeşi Songül'ü görmeye Samsun Bafra'ya gider ve tahmininden daha hüzünlü hikayelere tanıklık eder. Hikayenin içindeki hüznü bende hissettim,en güzellerinden biriydi.

***Annesi,arada bir ,"Hayatla romanları ayırt edemeyeceği bilseydim,zamanında'Oku kızım,oku kızım.' diye başının etini yemezdim" diye uyarırdı.Hayatla karıştırılmayacaksa romanlar niye okunsun ki?(syf.67)

***Kardeşini artık tanımadığını düşünüyor.Belki de hiç tanımadı.İnsanın yalnızca kardeşi olduğu için birini tanımış sayılmayacağını,bazı huylarını bildiğimiz insanları bütünüyla tanıdığımızı sandığımızı,ama günün birinde hiç beklenmedik şeyleri yapanlarında o bizim huylarını bildiğimizi,kendilerini tanıdığımızı sandığımız insanlar arasından çıktığını düşünüyor.(syf.75)


Amasyadaki teyze:
Amasya

Uzun bir aradan sonra birbiriyle buluşan iki kadının olayları sorgulamaları var bu hikayede...



Burası Ankara il radyosu,şimdi...
Ankara

Benim kitap içinde en çok beğendiğim hikaye bu oldu.Ne kadar anlatsam eksik kalacak,ne kadar alıntılasam yetmeyecek.İçinde Tsm parçaları, yeniyetme bir kızın büyümeye çalışması,eski insanlar,eski tavırlar var...Kaybettiklerimizin değerini anlamak,sonradan aklımızın başımıza gelmesi var...Çok güzel bir hikaye...

***İnsanı en çok kendindeki muamma şaşırtır.(syf.120)


Sinop’a gelin Giden:
Sinop Kalesi

Yıldız,teyzesine çok emeği geçen sonrada evlenen Seher’i görmek için Sinop’a gider eşiyle.Yıldız’ın evde yanlışlıkla kırdığı kuğu şeklindeki cam biblo,Seher’in kendi için kurduğu düş dünyasını da yıkmaya yeter.


“Kanat Turizm’in Değerli Yolcuları…”
Afyon

Meltem,eşinden aniden boşandıktan sonra bir arkadaşının çağrısına uyarak Denizli’ye yerleşir.İstanbul’a gittiği bir otobüs yolculuğu sırasında mola yerinde,Serap’la karşılaşır.Eski eşinin önemli bir mertebede bulunduğu kulüpten tanıdığı Serap,ona eski anılarını hatırlatsa da Meltem onunla konuşmaya başlar. Kocasının itibarının arkasına sığınan her kadın gibidir Serap.Serap’ın eşi Levent ile Meltem’in karşılaşmak istemeyen bakışları ise hatırlanmak istenmeyen birçok anının varlığının kanıtıdır.Bu anıların neler olduğu ise tam bir muammadır…

***Öğrenmişti:İnsan masumiyetini bazen bir başkasının günahıyla kaybeder.(syf.138)
***Aşkını unutmayana değil,Aşktan adını unutana Mecnuın derler.(syf.140)
***Ancak bir başkasının üzüntüsünde yıkandıktan sonra kendini hafiflemiş,rahatlamış ve daha iyi hissedecek.Yanıtını bilmediği,zamanını çoktan geçirmiş sorularla kaynayıp duran içi ancak öyle sukun bulacak..(syf.150)
***Onun bir başkasının mutsuzluğuna yaslanmaya ihtiyacı olacak kadar mutsuz bir kadın olduğunu düşünüyor.Bir kocasının,bir ailesinin,bir evinin olduğunu,ama bir hayatının olmadığını,o da her kadın gibi içinin bir yerinde,hatta kendisine bile yabancı çok derin bir yerinde biliyor.Mutluluktan bu kadar çok söz etmenin bir mutsuzluk işareti olduğunu biliyor.(syf.151)



Hayat Hanım;İlk Tayin:
Kırşehir Cacabey Camii


Hayat Hanım ,adı gibi hayat dolu biridir ve alışkanlıkla 2-3 yılda bir il değiştirmektedir.Son olarak taşındığı Kırşehir’de evini yerleştiremeden vefat eder.Onun evine, eşyalarının bir odada durması şartını kabul eden Tülay taşınır.Tülay’ın ilk tayin yeridir burası ve İstanbul’da kalan Özer ’in Neşet Ertaş’ın memleketi diye öve öve bitiremediği şehirdir.Günler birbirini kovalarken ne Özer söz verdiği gibi gelir nede hayat istediği gibi gelişir.Tülay’a da Hayat Hanım’ın eşyalarıyla arkadaşlık yapmak düşer.

***İnsan bir zaman sonra kendi hatıralarını bile uydurmaya başlıyor.(syf.160)
***Hayat dedikleri de yatılı okul kadar acımasızdı.Niye farklı olduğunu düşünmüştü ki? (syf.170)



Annemin çektiği fotoğraflar:
Erzurum Yakutiye Medresesi


Suna,babasının ölümünden sonra hayattan elini eteğini çeken annesinin Erzurum’daki evinde bavullar dolusu fotoğraf bulmuştur.Demans başlangıcı olan annesinin hayatına açılan gizli bir geçittir bu fotoğraflar.İstanbul’a dönen ve aralarında sorun olan kocasının gönderdiği fotoğraf konulu kitapları inceleyen Suna;annesinin fark edilmemiş bir fotoğraf sanatçısı olduğunu anlar.Fotoğrafçı Aram’ı da bu fotoğraflar sayesinde öğrenen Suna,annesinin bu kadar çok sevdiği ve başarılı olduğu fotoğrafı neden bıraktığını öğrenmek ,annesinin gözünden Erzurum sokaklarını tanımak için bir süre daha kalır bu şehirde.

***Annesi ,avucumuzdan kaçıp giden zamanı en iyi biçimde yakalayıp belgeleyen şeyin fotoğraf kareleri olduğunu çocuk denecek yaşta bilmeden anlamış,kavramıştı besbelli.Şimdi gözlerindeki dalgınlık,kendi hayatının içinde bir fotoğraf gibi donup kalmış olması bundandı belki de…(syf.181)
***Bir kokuyla,bir tatla yeniden o yaşla dönebiliyorsa insan,sonsuzluk budur!Demek ki hiçbir şey kaybolmuyor,hatta ölünmüyor bile;havanın boşluğunda geri gelmeyi bekliyor zaman;hatta belki insan!Proust gibi bazı yazarları asıl şimdi okursa,dava çok kavrayıp anlayabileceğini düşünüyor Suna.gençken okunan kitaplarda insan zamanı fark etmiyor.Kitaplar senden zamanını bekliyor. (syf.185)



Diyarbakır Surlarında:

Diyarbakır’da gazetecilik yapan(yapmaya çalışan) Aslı ,çantasını çaldırdığı için karakoldadır. Oysa o oralara genelde muhalif bir solcu olarak gelmeye alışkındır.Çıkışta;annesinin hakimlik yaptığı yıllarda adli izinlerde gittikleri Çorum’dan tanıdığı Birsen’le karşılaşır.Bir yere oturup konuşmaya başlarlar ama yaşadıkları hayatın farklılığı buna pek müsaade etmez çünkü Birsen’in eşi Terörle Mücadelede polistir ve bu şehir ikisi için çok farklı şeyler ifade etmektedir.Diyarbakır;Birsen için kaçılması gereken,güvensiz bir yerken,Aslı için Italo Calvino’nun “Görünmez kentler”ini hatırlatan yegane yerdir.


Lüks Terzi'nin Kızları:
Kayseri
Bir şehre,bir aileye ,bir kültüre ait hatıraların anımsanmasına dair bir hikaye.


Gümüşhane,Çok Uzak


Küçükken evlatlık verilen bir kızın gerçek annesini bulması ve yüzleşmesi sonrasındaki olaylar anlatılmış .


Tantunucinin Karısı:

Mersin



Unutulmaya,önyargılara,hayat mücadelesine dair bir öykü.


Ve Esenler Otogarı:




Tüm öykülerin başladığı,bittiği ve kesiştiği yer....

11 yorum:

YASEMİN ASLIHAN BABALIK dedi ki...

Serap inan öyle güzel vermişsin ki kitabın özünü anlatırken görür görmez alamcağım mutlaka.Murathan Mungan'ın tarzına zaten hayranım ve de yazdıklarına.bu kitap da okunmalı denecek cinsten.teşekkürler

Kitap Kurdu dedi ki...

Serapcım, Bir Murathan Mungan hayranı olarak kitap çıkar çıkmaz ilk baskını aldım ve hemen okudum bitirdim. Harika, harika, harika bir kitap. Öyküler, şehirler muhteşem. Sende çok güzel yazmışsın. Gerçekten kitabı okumayan biri hemen okuyacağını düşünüyorum senin bu yazından sonra. Beni en çok "Esenler Otogarı" etkilemişti. Ellerine yüreğine sağlık. Okuduğum günlere döndürdün beni.
Sevgilerimle.

serpil dedi ki...

Merhaba,
Bu kitabı ilk çıktığında okumuştum ama böyle resimlerle birlikte olunca öyküler canlanmış.Tekrar okumak geldi içimden.
Yazılarınızı okumak güzel. Sevgiler.

zero dedi ki...

Merhaba sevgili serap,
Bu kitap çıktığı ilk günden beri okunacaklar listemde, hatta listenin ötesine geçti, aldım bile kitabı ama önüne sürekli yeni kitaplar eklendi, başka şeyler önceliğim oldu, hatta arada bir başka Murathan Mungan bile okudum ama bir türlü Kadından Kentlere gelemedi sıra. Şimdi yazını okurken, bu yazıyı kitabı okumuş biri olarak okumayı isterdim dedim kendi kendime. Çünkü o zaman yazından alacağım keyfin çok daha fazla olacağını hissettim. Ama şunu söylemeliyim ki, sayende Kadından Kentleri elimdeki "Sesler" biter bitmez okuyacağım. Hatta şimdi kitaplığımdan çıkarıp başucuma alıyorum bile:) Sevgiler

SERAP dedi ki...

Yasemin;
Hikayeler biraz hüzünlü ama yakışıyor.Bencede ilk fırsatta oku:)

Kitap Kurdu;
"Esenler Otogarı" bende "Crash" filmi etkisi yaptı.Aslında o öykü hakkında daha fazla şey yazmak isterdim ama o zaman sanırım kitabın büyüsü kaçardı.O hikaye zihnin büyük bir başarısı bence.

SERAP dedi ki...

Serpil,
Tamamını okurmuyum bilmiyorum ama bahsettiğim o 3 öyküyü özellilede Ankara'da geçeni kesinlikle tekrar okuyacağım.Sizin yorumlarınızda benim için ayrı bir güzellik,belki yazılarınızıda okuruz yakında:)

....... dedi ki...

Ben ise fotolara takıldım.. Hepsini gördüm ben onların... :) Gıcık hissettim kendimi birden... :-P

uygarradikal dedi ki...

Bende okudum bu kitabı.Daha yorumunu yazamadım. Sizin güzel fotğraflar eşliğindeki yorumunuzu yakalama şansım yok.

Selamlar

SERAP dedi ki...

Uygarradikal;
Teşekkür ederim.Fotoğraflara benim algımı yüksek düzeyde tuttuğu için yer verdim.Umarım sizinkinede bir renk katmıştır.

Benim Hayatim dedi ki...

İlk çıktığı zamanlarda zevkle okumuştum. Elimin altında bunca fırsat varken neden hiç araşyıtmadım diye kızıyorum kendşme şimdi. Fotolar harika gözümün önündeki hayatlar daha belirgin şimdi. Süper!

SERAP dedi ki...

Benim Hayatım;
Hoş geldin.Eminim ki görmek çok farklı olur ama böyleside okumama bir anlam kattı.Her zaman görerek daha iyi anlamışımdır.Yalnız şimdiden söyleyeyim resimleri araştırmak oldukça fazla zaman alıyor:)