
31 Aralık 2008 Çarşamba
MUTLU YILLAR

30 Aralık 2008 Salı
SONUNDA
28 Aralık 2008 Pazar
SİNEMA ARASI..
22 Aralık 2008 Pazartesi
OKUMA NOTU





Bende inanamıyorum kendime ama okuyamadığım bir kitap daha.Sanırım yine zamanlama hatası.İlk 15 sayfada nasıl sıkıldım anlatamam.Neyseki bu kitapta Elif'ten,zaman sınırlamam olmadığı için okuyamadımdan çok erteledim ibaresini kullanabiliyorum.

Patasana olmasa bitmişti ama bitirmeden bile tavsiye edebileceğim bir derleme olmuş yine.Kesinlikle Murathan Mungan'a torpil falan geçmiyorum (ki zaten bu kitapta derleme öykülerden oluşuyor) ama yazarları büyüten yazarları ve onların öyklülerini bir kitapta toplamak müthiş bir fikirmiş.
Haliyle öncelikle yarım olan kitaplarımı bitirmeye çalışcağım ama Ahmet Ümit'in "Kavim'"i her an önceliği kapabilir. Ödünç bulursam Veda'nın devamı olan Umut'u da araya sıkıştırabilirim. Hatta okumak istediğim tüm kitapları üstüste koyup birdirbir bile oynayabilirim:)
21 Aralık 2008 Pazar
AŞK VE ÖBÜR CİNLER (Gabriel Gracia Marquez)

Kitabı okurken bir el yakalıyor sizi ve içine çekiveriyor,zaten karşı koymakta içinizden gelmiyor. Sierva Maria'nın sevgisizliği ve ailesinden uzaklığı içime gerçekçi bir sıkıntı düşürdü .Delaura'nın sevgisi için acı çeken bedeni ve benliği,sevgilisine okuduğu şiirler "Evet,aşk bir cindir." dedirtti. Kitabın sonu yüreğimi allak bullak etti ve fırlattığı girdapta bir süre bekletti.Okurken hiç sorun yaratmayan çevirisiylede akıp giden bu kitabı tavsiye etmekten etmekten başka diyecek sözüm kalmamıştır.
Not:Resimdeki kitap kapağı benim okuduğum baskıya ait değil,en ksıa zamanda aslını koyacağım.
***-"Bunun yasaklanmış bir kitap olduğunu biliyor musunuz?"

Kapak resmi:Henrı Rousseau/Gümrükçü (Benim okuduğum baskıdaki)
12 Aralık 2008 Cuma
İSTANBULLULAR ( Buket Uzuner )


Kitap İstanbullular,İstanbullu olanlar,olmaya çalışanlar,İstanbulluluktan sıyrılmak üzere olanlar ve İstanbul hakkında.Her yaştan,her kesimden insanın bir şehre ,bir toplulupa ait olma çabasını;kendi olma uğraşını ve insanlık hallerinden kesitler sunuyor önümüze.
Kitabın iki ana karakteri var.Birincisi yurt dışında yaşayan gen profösörü,akıllı,güzel ,karakter sahibi,görgülü ama yaralı kadın Belgin Gümüş.İkinciside Adana'dan çıkan heykeltraş,duygu adamı, kendini yetiştirmiş,evlat acısı çeken halk adamı Ayhan Pozaner...Evet,aklınıza geldiği gibi birinin adı Belgin Doruk'tan,diğerinin ki de Ayhan Işık'tan geliyor ve bu iki kalbi kırık insanın bir gün yolları kesişir.Roman da zaten bu birleşmenin kesinleşeceği Atatürk Havalimanında yakışıklı Ayhan,güzel Belgin'i beklerken zuhur eder.Ayhan İstanbul'a kesin dönüş yapan Belgin'i karşılamak için havaalimanına gider ama orada onu romanın diğer karakterleri ve anlatacakları kendi hikayeleri beklemektedir.Kim mi o diğerleri:
- Tuvalet temizlik işçisi varoşlardan gelme Hasret Sefertaş,
- Pasaport polisi maço Üzeyir Seferihisar
- Taksi şoförü İstanbullu Kürt Hamo Türk,
- Duty Free müdürü İstanbullu laik Yahudi Jak Sarfati,
- Moskova'dan dönen liberal işadamı Mehmet Emin Entek,
- O'nun genç sevgilisi ve "pörsınıl" asistanı Tijen Derya,
- Türban yasağı nedeniyle Amerika'da üniversite eğitimi almaya giden türbanlı Aleynâ Gülsefer,
- Cannes'da bir festivale giden ünlü sinema yazarı İstanbullu Levanten Anna Maria Vernier,
- Fransa'da okuyan kızını ziyaretten dönen Fransızca öğretmeni İstanbullu Ermeni Ayda Seferyan,
- Yurtdışında yaşayan kızı ve torununu ziyaretten yaşadığı Büyükada'ya dönen emekli tarih öğretmeni Kemalist Ulviye Yeniçağ,
- Barcelona'daki bir mimarlık konferansında Türkiye'yi temsil eden İstanbullu aktivist, ünlü mimar Erol Argunsoy,
- O'nun genç sevgilisi havalimanı barmeni İ. Baturcan Uzunçay,
- Atina'ya göçmüş akrabalarını ziyarete giden Boğaziçi Üniversitesi çevre bilimci İstanbullu Rum Prof. Yannis Seferis,
- San Francisco'daki ailesini ziyarete giden İstanbullu turizmci Susan Constance
- Berlin'den tatile gelen Alevî işçi Sabriye Bektaş ,
- Belgin'i karşılamaya gelen dadısı, dert ortağı, eski besleme İstanbullu Kete...
Ve romanın en önemli karakteri İSTANBUL...Bir istanbul ki herşeye karışıyor,kendini öve öve bitiremiyor.Kitapta en çok o konuşuyor.Neler mi diyor: - Benim adım İstanbul...
- İçinden deniz geçen biricik şehir benim....
- Yedi tepeli,yedi canlı,yedi kanlı İstanbul'um.
- Gezgin ve şairlerin tutkusuyum...
- Avrupalı doğu akdeniz şehri benim...
- Taşım toprağım altın...
İstanbul'da dahil hepsinin anlatacak hikayesi var.Herkesin sevinçleri, hüzünleri, önyargıları, aşmaya çalıştıkları sorunları var ama bu hikaye anlatma süreci havalimanında yapılan bir anonsla çok başka bir hal alıyor.Çok heyecanlı bir bekleyiş başlıyor o kozmopolit alanda.
Buket Uzuner okuyanların alışık olduğu bir dil yapısı var kitapta.Zorlamadan anlatıyor söylemek istediklerini yazar.Yalnız karakterlerini bazen o kadar teferruatlı ve bilmişçesine konuşturuyor ki inandırıcılığını kaybediyor.İstanbul 'da konuşmaya katılınca arada kopukluklar olabiliyor. Birde bazı anların farklı karakterlerce tekrar tekrar anlatılması insanı yorabiliyor.Küçük bezginlik anlarını atlatabilirseniz okunması oldukça keyifli bir kitap çıkıyor ortaya..Hele de benim gibi İstanbul özlemi çekenlerden,adını anınca burnunun direği sızlayanlardansanız tam size uygun bir kitap oluyor "İstanbullular".
Güzeldi hoştu ama beklediğimin tam karşılığı değildi kitap.Bu benim kitabı,yazarın diğer kitaplarıyla karşılaştırmamdan kaynaklanıyor galiba.Yinede okuduğunuz zamana acımayacağız bir kitap olmuş. Bir de Everest Yayınlarının özel serisi Cep Boy kitaplarından alırsanız emin olun paranıza'da acımayacaksınız:)Sadece 9,90 ytl hatta internetteki sitelerde çok daha ucuz... Şimdiden zevkli okumalar...
***Bir aşk ilişkisinin hangi ortaklıklar üzerine kurulduğu bellidir ama asıl hangi zayıflıklar üzerine durduğu daima bir sırdır "diyerek iç geçirdi Belgin..(syf336)

“İstanbul benim adım;
Doğu Akdeniz'in, orta ve yakın Doğu'nun, Balkanlar ve Kafkaslar'ın,
yakın-uzak, ön ve arka Asya'nın, binlerce yıldır Dünyanın kaderiyim Ben!.
İmparatorların, sultanların, evliyaların, azizlerin, ermişlerin, kahramanların, soyluların,
kimsesiz ve evsizlerin, terk edilmiş ve kalbi kırılmışların, tutunamamış ve tutunamayacakların, kağıt toplayıcılarının ve işsizlerin, tinercilerin, sokak çocuklarının, fahişelerin,
delilerin, akıllıların, idealist ve fırsatçıların, safların ve romantiklerin ruhuyum ben.
Hepsinin şehri, hepinizin İstanbuluyum ben...
İstanbul'um ben.
Değerimi bilmeyen fanilerin sonunu en iyi yine ben bilirim''.
10 Aralık 2008 Çarşamba
BOLEYN KIZI (The Other Boleyn Girl)

Film çoğunluğun bildiği üzerine 8. Henry’nin aşkı için rekabet eden iki güzel kız kardeşin, Anne ve Mary Boleyn’in hikâyesini anlatıyor. Filmin ;zamanının ahlak kurallarıyla dalga geçen bir yapısı, görselliğiyle etkileyen bir çekimi ve heyecanlandıran bir sonu var .


Zavallı Kral VIII. Henry !!! (Eric Bana) ise,iki arada bir derede kalmış savunmasız ,birazda ahlaksız biri olarak görülüyor.

Başrolleri paylaşan 3+ 1(kraliçeyi es geçemiyorum) oyuncunun performansları oldukça hoştu ama nedense kral o kadar boş yansıtılmış ki,insanın kral olduğuna inanası gelmiyor. Bir filmdeki oyuncaların hepsi birbirinden hoş olunca en azından gözleri doyuran bir film çıkıyor ortaya. Baksanıza şu güzel insanlara:)


Filmin orjinal adı "The Other Boleyn Girl" olduğu halde neden türkçeye "Diğer Boleyn Kızı" olarak çevrilmemiş merak ettim.Zaten filmin amacı, Boleyn kızı Anna'nın üstündeki ilgiyi varlığından emin olunamayan diğer Boleyn kızına yani Mary'e çekmek değil mi;yoksa ben mi yanlış anladım?

Anne Boleyn ise aşağıdaki resimde görülüyor.Yapımcılar gerçeğine benzeyen kralın ilgi çekmeyeceğini düşünüp Eric Bana'yı koymuşlar ama en azından Anna'yı birazda olsa anımsatan birisini bulmayı uygun görmüşler.

Sonuç olarak hoş zaman geçirilebilecek görsel açıdan doyurucu ama kurgu açısından eksiklikleri olan (mesela boleyn kızlarının annesi tam bir felaketti:) bir film var karşınızda.Eğer filmin oyuncularının hayranıysanız,kitabını okumaya benim gibi üşeniyorsanız ama yinede boleynlerin hikayesini merak ediyorsanız,entrika seyretmekten zevk alıyorsanız (bir nevi yalan rüzgarı:) muhakkak izleyin.Ama tarihsever damarınız ağır bir yapıt bekliyorsa,tarihi gerçeklerin olduğu gibi brakılmasından yanaysanız yanaşmamanız menfaatiniz icabıdır.İyi seyirler...
9 Aralık 2008 Salı
7 Aralık 2008 Pazar
ÇOCUK ÖLÜMÜ ŞARKILARI (Hamdi Koç)



***Yky'nin bu kitap kapağı çok daha uygunmuş aslında.***
