23 Ağustos 2008 Cumartesi

GÖZÜM YAŞI TUNA SELİDİR ŞİMDİ (Selma Fındıklı)



Zaman:93 Harbi ve sonrası
Mekan:Saraybosna,İstanbul ve Hüdavendigar Vilayeti(Bursa Sancağı)


Adına son zamanlarda sık rastladığım yazarlardan biriydi Selma Fındıklı. Kitap isimlerindeki güzellik,Şeker kız'ın referansı okumam için bahane oldu.Kütüphanede daha yeni kitapları vardı ama "Elveda Rumeli" ile depreşen Balkan damarım, Tuna adını görünce bu kitapta karar kıldı.Adını bir türküden alan bu kitap,büyük felaketin habercisi olan savaşlardan birinde,93 Harbi'nde, insanlar tüm dertlerini unutup canlarının peşine düşmesini,göçü anlatır bize.Firuz Ağa ve aileside bunlardan sadece bir tanesidir.Gümüş Ustası olan Firuz Ağa,yönetimin Nemçe'lerin eline geçeceğini öğrenince Osmanlı sancağından başkasının altında yaşanmayacağını anlar ve ailesiyle beraber göç yoluna çıkar.Oğlu Ramiz,gelini Lamia,damadı Aliya,kızı Şefika tamam derde bu işe,büyük damat Mustafa bir türlü yanaşmaz gitmeye.Hazırlıkların devam ettiği bir gün Fatma kucağında kızı Meryem'le çıka gelir.Göçmeye yanaşmayan Mustafa,Fatma'yı boşamış ve 5 yaşındaki oğlu Murat'ı alıkoymuştur.Çaresiz baba ocağına dönen Fatma Murat'ını bırakarak çıkar göç yoluna.İstanbul'a geliş yolunda ;çekilen çileler,hissedilen korkular,yüreklerine çullanan vicdan azapları ve Fatma'nın gebeliği rahat bırakmaz onları.Zorlu bir yolculuktan sonra geldikleri Padişah Şehri ise hiçte düşledikleri gibi değildir.Fatma karnındaki bebeği,çoçuğu olmayan kardeşi Şefika'ya verir.Hasreti dinsin diye adını Murat koyarlar.Sonra beceriksiz ve pısırık oğlunu,düştüğü zevk çukurundan kurtarmak için Aliya'nın teklifiyle Bursa'ya bir daha yolculuk yaparlar.Aliya kuyumcu ustasıdır ve işini devam ettirir gittiği yerde .Oysa Ramiz Firuz Ağa'nın yüzünü utandırack kadar beceriksizdir her konuda.Firuz Ağa'nın torunları olur,onların evliliklerini ve çocuklarını görür.Ömrü; İstanbul'da yitirdiği karısının,haberini bile alamadığı biricik Murat'ının,kokusuna hasret kaldığı Saraybosna'nın,aynı düğünde kolo oynarken araya sokulan nifaklar yüzünden ayrı düştüğü kankardeşi Stanko'nun ve Ramiz'in genç yaşta ölen oğlu Salih'in yasını tutmakla geçer...


Geçmiş zamana dönüşlerin,hatırlamaların yapılarak,iki zamanla yazılmış bu roman,özelliklede Firuz Ağa karakterinin iç hesaplaşmalarıyla anı kitabından ayırt edilemeyecek kadar gerçekçiliğe bürünmüş.O kadar hoş ve samimi monologları var ki Firuz Ağa'nın,ben de kendimi çoğu yerde kendimle konuşur buldum.Bir babanın çoçuklarını korumak için harcadığı çaba,zorluklarla mücadelesi,bir arada tutmaya çalışırken içlerindeki sorunları farketmediği ailesiyle olan diyologları insanı duygulandıracak kadar sahici...Vatan özlemiyle,evlat hasretiyle yanmanın en açık anlatımı var bu kitapta.Tarihi dokunun yansıtılmasıda en az duyguların aktarımı kadar başarılı bence.Kitabın arka kapağında yazdığı gibi "Her satırı sevgiyle dokunmuş dramın,hüznün siyah beyaz fotoğrafıdır." bu kitap aslında.Eğer "Elveda Rumeli" dizisini beğendiyseniz,halkın tarihinden hoşlanıyorsanız bu kitabıda beğeneceksiniz.


***Yine de inanmak istemiyor gönlüm.Başımızda Mazhar paşa gibi nam salış bir devletli varken..Osmanlı gözzden çıkarmışsa bedeninden bir parçayı daha Paşa neylesin?Demek günü gelince ,o da tası tarağı toplayıp gidecek buralardan..Başka yerlerin yitirişlişine benzemez Bosna'nın elden gidişi...Belki Budun'e..Acısına dayanan yüreklerin üstüne türküler yaktığı Budin'e benzer ancak.(.syf8)


***Durup alıcı gözlerle bakıyorum yarı karanlığa gömülmüş kunt yapıya.Deryalar içinde deryayı bilmeden yaşayan mahilermişiz biz...Her sabah eğ başını git Çarşı'ya akşamoldu mu yaorgun adımlarını saya saya eve çık...Hangi köşesini gönül gözüyle gördüm doğup büyüdüğüm şu memleketein?Kaygım yojktu çünkü...Nasıl olsa bizimdi buralar.Kimse alamazdı elimizden. Serencam yeni başlıyor Firuz Ağa..(syf.15)


***Ölüm yalnız toprak altına girmekle olmuyormuş meğer.Öte dünyadan burayı gören bir pencere varsa eğer;daha nasıl yaşayabildiğime şaşıyor olmalısın İsmihan...(syf.86)
Zora düştükçe bedeninden bir parçayı daha kesip atıyorsun kan kokusu almış aç kurtların önüne...(Osmanlıya-syf.89)


***Benim okuduğum Sel Yayıncılığın baskısı her yerde tükenmiş.Daha sonradan Remzi kitapevinin çıkardığı baskının kapağı ise kitabın özeti gibi olmuş.Tebrikler.Birde bakmayın sayfa sayısının azlığına ,yazılar o kadar ufaktı ki ben bile! zorlandım...

***Kitapla ilgili hoş bir yazıda var burada.





Sel yayıncılık 142 sayfa.
1. baskı temmuz 1997

5 yorum:

ruhdagı dedi ki...

:) serap bu gece seni rüyamda gördüm. Ben ensemden vurulmuşum ama ayaktayım yani ve baş ucumda Lost dizisinden Jack! ama ben ne hikmetse seni arayıp buluyorum.Doğru söyle az daha kaysaymış felçli kalıcaktım dimi diyorum. Sende omiriliği kurtarmış yoksa çok zor diyorsun. Sonrasında ben gizli bir mezar buluyorum. Bu kısımda bir nevi dişi Indiana Jones halindeyim. Kılıçlar, kuru kafalar filan. Kafan şişti dimi. Ben her gece bu rüyalarla kafam kazan gibi kalkıyorum işte :)

ruhdagı dedi ki...

üstten aşağı doğru okuyorum da yeni fark ettim ev taşıdığını. Güle güle otur. Ayy birde yorum yazana kadar omuzlarıma hakim olamadım:) Ev kemençe sesiyle doldu. Yanımdada kimse yok ki, şöyle karşılıklı dökelim kurtlarımızı :)

SERAP dedi ki...

sen çok şekersin valla:)Ben bu kadar karışık rüya görenlere her zaman hayret ederim.Eşimde böyledir,ne düşünüyorsunuz gece yatarken bilmiyorum...Bir kere daha Lost'u izlememek yüzünden cahil kaldım.Zaten karar verdim,bu kışın ailecek meşgalesi Lost izlemek olacak:)Küçükken anneannem sabah kötü rüya anlattığımda ,"Yine dualarını okumadan yattın dimi?"diye sorardı.genelde hep öyle olurdu:)Sende dene kesin işe yarar.Bu arada evi taşıdım çoğunuda yerleştirdim sayılır.İşe de başladım ya ondan yerleştirmem biraz yavaş,ama acelem de yok:)


Sen beni rüyanda görebiliyorsun ama ben seni görmeye kalksam başkasının yüzünü kullanmak zorunda kalacağım.Şu soruna bir el atalım kuzum ya:)

ruhdagı dedi ki...

:) doğru aslında. Hiç fotojenik değilim ki...
ne resim koysam bilemedim.

evvelzamanicinde dedi ki...

merhaba Serap, Selma Fındıklı'yı okumana sevindim. Bu kitabını okumadım ama çok güzel anlatmışsın, canım çekti :-)
Bu aralar okumaktan ziyade izliyorum ama yakın zamanda okumaya kaldığım yerden devam etmeyi düşünüyorum.
Yeni evin de hayırlı olsun. Özellikle bu sıralar kolaylıklar diliyorum sana.
Yazmadan geçmeyeyim, bu yazki çadır sefana çok özendim doğrusu :-)

sevgiler...