2 Mayıs 2008 Cuma

KIRMIZI PAZARTESİ (Gabriel Garcia Marguez)

Gabriel Garcia Marguez'in okuduğum ilk kitabı oldu Kırmızı Pazartesi.Erfe'nin yazarla ilgili yazılarını okuyunca farkettimki bilinçsiz olarak hep sakınmışım Marguez'den.Tavsiye üzerine alınan bu kitabın yine tavsiye edilebilecek bir kitap çıkmasına sevindim.120 sayfalık bu kısa roman (yoksa uzun öykü mü demem gerekirdi,bilemedim); kuralsızlıkların, aldırmazlığın, sorgulanmamış göreneklerin insanın başına neler açabileceğinin bir örneği.Yazar,çıkış noktasını gerçek bir cinayet haberinin oluşturduğu olay örgüsünü anlatırken sık sık görgü tanıklarının sözlerine yer veriyor.Sanırım bu durumdançoğu yerde roman için röportaj tarzıyla yazılmış deniliyor ama benim röportaj tarzından anladığım şey biraz daha farklı.

Kitabın ilk sayfalarında olan cinayet anlatılırken,sonraki sayfalarda geriye dönüp cinayetin herkes tarafından bilinirken nasıl engellenemediğinin sıralanışını okuyorsunuz.Öldürülecek olan Santiago Nasar hariç tüm kasaba halkı tarafından bilinen cinayet,bazılarının umursamazlığı, bazılarının haklı sebepleri,bazılarının yanlış arama stratejileri,bazılarının ise aptalca davranışları sebebiyle bir türlü önlenemiyor.Sonuçta cinayetin işleneceğini bilmenize rağmen; kitap, sırf bu nedenleri anlatmadaki becerisi ile tam bir güzelleme sayılabilir.Ben okuduğum her sayfada, cinayetin engelleneceğine inanmakla,işleneceğine kesin gözüyle bakmak arasında sıkışıp kaldım.Sonlara doğru olayların gidişatına o kadar çok sinirlendimki, kendimi ülkem anahaberlerinde bir cinayetin analizini izliyormuş gibi zannettim.

1982Nobel Edebiyat Ödülü sahibi bu romanın(baktım,kitabın başında roman diyor) bana en garip gelen yeri adı oldu.Romanın orjinal adının“Cronica de una muerta anunciada”olduğu yazıyor kitabın arka kapağında."Kırmızı Pazartesi" için oldukça uzun bir isim gibi hissettim doğruda hissetmişim.Asıl çevirisi“Anons edilmiş bir cinayetin kronolojisi”ymiş.Keşke diyorum arka kapağa veya girişe neden bu ismin tercih edildiğine dair bir not yazılsaydı.

Gabriel Garcia Marguez'e başlangıç için oldukça iyi bir kitap bence.Güney Amerika ile oldukça benzer kültürlerimiz olduğa inanan bendenizin haklılığınında bir kanıtı aynı zamanda:)Marguez'i aklıma soktuğu yazısı içinde Erfe'ye teşekkür ederim.Bitti Nokta

5 yorum:

cinar dedi ki...

Ben de hiç kitabını okumadım Gabriel Garcia'nın. Bir arkadaşım hastasıydı ama ben okuyamadım yine de. Yüzyıllık Yalnızlık'a başlamıştım, tamamlayamadım. Ruhum elvermedi sanırım. Kırmızı Pazartesi'yle başlamak istedim ben de, ince diye almıştım ama başlayamadım bir türlü. Orjinal ismine de bakılırsa güzel olabilir. Önerinle tekrar deneyeceğim :)
Sevgiler.

uragan dedi ki...

çok güzel bi dili var bu amcanın, ben hayatını anlattığı anlatmak için yaşamak'ı okumuştum ya hani, çok sevmiştim üslubunu.
bence bu yazarın kitaplarındaki en büyük sorun uzun mu uzun isimler, kim kimdi, hatırlamak için ciddi hafıza lazım. :)

SERAP dedi ki...

Çınar;
Bende Erfe sayesinde başladım, belki bende sana sebep olurum.kırmızı pazartesiyi eline al ,zaten kendiliğinden bitiyor.

Uragan;
kütüphanede vardı o anı kitabı.ama anılarından önce kitabını okumak fikrini tuttum senin.Blogdaş lafı dinlemek iyi oluyor.

erfe dedi ki...

kitabı beğenmene çok sevindim. Yüzyıllık yanlızlığa başlayabilirsin bence :)

SERAP dedi ki...

erfecim,zemberekkuşuna başladım.O bitmeden hayatta olmaz:)keşke marguez'i daha önceden okumuş olsaydım.Ah benim bu önyargılarım.