
Rıza kıraç'ın kütüphaneden edindiğim diğer bir kitabı.Adına bakınca çok dramatik bir öykü bekliyor insan değil mi?
Adem küçük bir köyde ,delilere yardım eden annesi ve sütçülük yaparak para kazanmaya çalışan babası ile yaşar ,ailenin en küçük çoçuğudur.Diğer abiler ve ablalar büyümüş şehirlere göçmüş Adem de senlik olsun niyetine köyde kalmıştır.Köyde çıkan bir yangın neticesinde evden kaçar Adem ve İstanbul'a gelir.Düz bir hayatı olan,kadınlarla sadece günlük aşklar yaşayan,hiçbirşeyin fazla etki bırakmadığı ve duyguları umursamayan bir adam olmuştur ve Beyoğlu'nun arka sokaklarından birinde bir barı vardır.Birgün bara gelen,elinde sadece Adem'le çekilmiş bir askerlik fotoğrafı olan ,hiçbirşey hatırlamayan birisiyle karşılaşınca hayatı yavaş yavaş değişmeye başlar.Adamın kim olduğunu bulmak için bir sürü insanı seferber eder.Adını bile hatırlamayan bu yabancıya bir avukat arkadaşıyla beraber sözlükten isim seçtirirler ve ona bir süre Müstehak diye hitap ederler.Senelerdir yalnız yaşamaya alışkın bir bünyeyi rahatsız eder arkadında bir gölge sürüklemek ama bir süre sonra alışmaya başlar Müstehak'a...
Müstehak kitap okumaya aşık,unutkanlığının verdiği saflıkla yaşayan ,gözlerinn dalışından unutmadığı birşeyler olduğunu hisettiren bir adamdır.Adem hem Müstehak'ın sırrını çözmeye uğraşır hem de Müstehak'la yaşadıklarını,onun söylediklerini baz alarak kendi yaşamını sorgulamaya başlar.Bu sorgulamanın tek sorumlusunu hafızasını yitirmiş dostu değildir.Beraber olduğu ve diğerlerinden farklı olduğunu hissettiği Ezgi'de Adem'i daha fazla düşünmeye itmekte ve değiştirmektedir.Kitapta geçen "Hep başkalarına atfettiğim sahtekârlığı, korkaklığı, sünepeliği maharetmiş gibi, sevdiğim kadının gözlerinin içine bakarak yapmıştım. Oysa, Ezgi'yle çıkmaya başlamadan önce, kendime karşı daha insaflıydım. Müstahak hayatıma girmeden önce daha güçlü, iradeli, tuttuğunu koparan ama aynı zamanda düşüncesiz biriydim. İkisi de beni değiştirmişti, nasıl yaptılarsa en zayıf yerlerimden beni yakalayıp kendilerine bağlamışlardı" cümleleriylede bu durumu okuyucuya itiraf etmiştir.Gitgide daha çözülmez bir alan Müstehak düğümünü görüştüğü tek abisinin çözebileceğini romanın sonuna kadar Adem dahil hiç kimse (okuyucu bile ) anlayamaz.
Müstehak ve Adem karakterleri tek başına bile yetiyor kitabı okutturmaya.Hele o Müstehak!Kitap okurken kitap okumaya bayılan bir karakterle karşılaşan okuyucu nasıl sevinmez:)Diğer yan karakterlerinde hakkını yememek gerek.Kitap çok sade kelşimeletle yazılmış.En vurucu sorgulama bile dosdoğru anlatılmış.Hani bizdeki deyimiyle yazar " edebiyat parçalamamış". Belkide bu yüzden bana kitabı okuduğum zaman bir eksik varmış gibi geldi.Sanki yazar daha iyisini yazabilecekken mütevazilik gösterip benden bu kadar demiş gibi hissettim sürekli olarak.
Okuduğum diğer romanından farklı bir yapısı ve çok farklı bir konusu olduğunu söylemeliyim. Sanki bu kitap biraz daha fazla okuyucuya hitap ediyor.Düşmüş Erkeklere methiye düzmüş Rıza Kıraç ama bunu öyle salya sümük yapmamış.Anlattığı erkekleri "Düşmüş Erkekler " yapan ayrımı sakin sakin yazmış.Sizde sakin sakin okuyabilirsiniz bu kitabı ;tabii Müstehak'ın sonunun ne olduğunu merak etmekten çatlamazsanız...

***Zaman,içine düşülmüş bir büyük bir kuyu olur,yalnızlık üstüen bağdaş kurardı.(S.58)
***Bizi eyleme sürükleyen şey,kader denilen o cazibeli canavara başkıldırma sevdası mı?(S.88)
***Emin olun,insan denilen yaratık çok garip bir mahlık,o herşeyi hisseder,görür,bilir,ama bunların hepsini yadsımak ister ve başarır.Çünkü olmamasını istediği şeylerin ağırlığına uzun süre katlanamz,kendine başka bir dünya yaratır ve orada kendini var etmeye çalışır.Boktan birşey yani.Hepimizin zaman zaman yaşadığı,ama aynı zamanda yaşadığını yadsıdığı...(S.148)
Kitaptan kendime notlar:
Annemin Öğrettiği Şarkılar :Adem'in Müstehak'a hediye olarak aldığı kitabın ismi...
Melih Cevdet Anday'dan Anı şiiri: Müstehak'ın en sevdiği şiir.....
Doğan Kitap /199 sayfa
1. baskı/mart 2005