
27 Ağustos 2009 Perşembe
26 Ağustos 2009 Çarşamba
YABANCI KUCAK (Ian McEwan)









***Bir şeyler açıklamak gereksinmesini duyuyordu,Colin ile konuşacaktı. Caroline'in öyküsünü aklında kalan tüm ayrıntılarıyla anlatacak,sonra ona herşeyi açıklayacak, bu konuda kendi kurduğu ama henüz kesinleştirmediği kuramıda açıklayacaktı. Bu kurama göre,imgelem,yani cinsel imgelem, yani erkeklerin acı verme, kadınların ise acı çekme konusunda çağlar öncesinden kalan hayalleri öylesine güçlü ve tek örgütleyici ilkeyi biçimlendirmekte ve dile getirmektedir ki bu, tüm ilişkileri ,tüm gerçeği çarpıtmaktadır. Ama herhangi birşey açıklamadı. syf.124
Ayrıntı Yayınları(Kara ayrıntı serisi)
Çeviren: Pınar Kür
124 sayfa
18 Ağustos 2009 Salı
AT ÇALMAYA GİDİYORUZ (Pet Petterson)

Trond T yaşamının son yıllarında Norveç ormanlarına yerleşmiş ve köpeği Lyra ile yaşamaya başlamıştır.Yeterli parası olmasına rağmen yaşamına dair herşeyi kendi yapmaya çalışır ve en basit yaşamsal ihtiyaçlar için bile önemli emekler sarfetmeye başlar.Bir gece evinin civarında karşılaştığı eski bir tanıdık sayesinde ormandaki sakin yaşamı, 15 yaşına ait anılarla sekteye uğramaya başlar.Babasının 2. Dünya Savaşı sırasında İsveç'e direniş haraketine katılıp evrak geçişini sağlayabilmek için yerleştiği küçük bir orman köyüne Trond' ta gitmiştir.Tek arkadaşı Jon ile beraber geçirilen güzel günleri,Jon'un ortada bıraktığı tüfek mahvetmiştir.Tüfeği bulan küçük kardeşi Lars ikizi Odd'u yanlışlıkla vurmuştur.

***"Isırganları niye biçmiyorsun?" dedi.Orağın kısa sapınave ilerideki ısırganlara baktım. "Acıtıyorlar" dedim. Bunun üzerine yarım bir tebessümle bana bakıp hafifçe başını salladı.
***İnsanlar onlara bir şeyler anlatmanızdan hoşlanıyorlar,mütevazı ve güven veren bir ses tonuyla yeterince şey anlatırsanız sizi tanıdıklarını sanıyorlar, ama aslında tanımıyorlar, sizin hakkınızda birşeyler öğreniyorlar sadece, çünkü öğrendikleri şeyler, olgular, duyglar değil; herhangi bir şey hakkkında ne düşündüğünüzü, başınıza gelenlerin ve verdiğiniz kararların sizi nasıl siz yaptığını bilmiyorlar. Onların yaptıkları şey kendi duyguları, düşünceleri ve tahminleriyle boşlukları doldurmak, sizinkiyle çok az ilgisi olan yepyeni bir yaşam yaratmak, böylece artık güvendesiniz. Siz istemedikçe kimse size dokunamaz. Yalnızca kibar olmak, gülümsemek, paranoyakça düşünceleri kafalarından uzak tutmak gerek, çünkü ne tür bir oyun oynarsanız oynayın sizin hakkınızda konuşacaklar,bundan kaçamazsınız ve zaten siz de aynısını yapardınız. (syf.66)
***Radyoyu açıyorum.İkinci kanalda haberler var. Grozni'ye Rus memileri yağıyor. Yine başlamışlar. Ama asla kazanamayacaklar, uzun vadede kaybedecekleri ortada zaten. Daha Tolstoy Hacı Murat'ta anlamıştı bunu ve kitap yüz yıl önce yazılmıştı. Aslında büyük devletlerin şu dersi bir türlü almamış olmaları, sonunda dağılacak olanın kendileri olduğunu anlayamamaları inanılır şey değil. Ama bütün Çeçenistan'ı yakıp yıkabilirler elbette.Bunu yapmaları ihtimali bugün yüz yıl öncesinde olduğundan daha yüksek. (syf.106)
***Ağlamaya başladım,çünkü bir gün bu anın geleceğini biliyordum ve dünyada en çok korktuğum şeyin Magritte'nin tablosunda aynaya bakarken sadece kendi kafasının arkasını gören adam olmak olduğunu anlamıştım. (syf.114)

***Sırtınıza batan bir kayanın üzerine yatıp fiyordun koyu karanlığında gözleriniz sızlayana kadar, uzay bütün genişliğiyle göğsünüze çöküp nefesinizi kesinceye yada tersine sizi yukarılara çekip bir daha asla geri dönmeyecek küçücük bir insan eti parçasına dönüştürünceye kadar izleyebilirdiniz bu sonsuz nehri.Yalnızca bunu düşünmek bile kaybolmaya yetebilirdi. (syf.117)
*** Avludan köprüye giden yolun yarısında Jon'un annesi birden dönüp arkasına baktı.Ayak izleri karda açıkça görülüyordu, ilkin yabancı adamın çiftlik yolundan yukarı çıkan ayak izlerini, sonra kendisinin evden çıkan ayak izlerini, sonunda avluda ikisinin bıraktıkları ve şimdi durdukları noktaya kadar gelen izleri gördü.(syf.127)
(Kitabın kapağına ilham veren satırlar bunlar olmalı)

***İçimde bir şeyler değişiyor,ben değişiyorum, çok iyi tanıdığım, gözüm kapalı güvendiğim, sevenlerinin sarı pantololnlu çocuk diye çağırdığı, ne zaman elini cebine daldırsa bir avuç parlak bozuk para çıkaran birinden çok daha az tanıdığım, elini cebine daldırdığında ne çıkaracağını bilmediğim birine dönüşüyordum.(syf.140)
***Kimileri geçmişin bilinmeyen bir ülke olduğunu,orada her şeyin farklı yapıldığını söylediğinde belki bende aynı şekilde hissediyordum, çünkü böyle yapmak zorundaydım ama artık böyle yapmıyorum. Yalnızca dikkatimi toplayabilirsem hafızamın deposuna girip doğru rafta doğru filmi bulabilirim, onun içinde kendimi yitirip babamla birlikte ormana yaptığımız o at gezisini hala vücudumda hissedebilirim. (syf.193)
***Sanki bir perde inip bir zamanlar tanıdığım her şeyi örtmüştü.Yaşama yeniden başlamak gibiydi.Renkler farklıydı,kokular farklıydı,şeylerin içimde yarattığı duygular farklıydı. Yalnızca soğuk ve sıcak aydınlık ve karanlık, mor ve gri farklı değildi, korkmam ve mutlu olmam bile değişmişti. (syf.199)
***Canımızın ne zaman acıyacağına gerçekten kendimiz karar veririrz. (syf.214)
Metis Kitap/ 214 sayfa
İlk Basım Şubat 2008
Çeviri:Deniz Canefe
Kapak İllüstrasyonu: Emine Bora
13 Ağustos 2009 Perşembe
30 MUMLU PASTA (Banu Özdemir)

"Kentli,kariyerli,ve bekar kadınların otuzlu yaş halleri "ni özetleyen çerezlik bir kitap 30 Mumlu Pasta.Kitabı yazan hatun , kendi durumuna uyan kişilere ilişkin genellemeler yapmış bu kitapta:Genelde şunu yeriz, şunu okur, şunu seyrederiz, günlerimizi böyle geçiririz, konuşmalarımızın ana maddeleri şunlar şunlardır vb... Erkeklere ve ilişkilere ait düşüncelerini, evliliğe ve çocuk sahibi olmaya dair hayallerini paylaşmış bizimle bol bol.. Koskoca holdingleri yöneten,hesapları elinde tutan kadınları tam bir "düş kırıklığı grubu" olarak tanıtmış bizlere... 30 yaş sendromuna girmenin üzerlerinde yarattığı baskıyı anlatıp,ideal erkeğe (!) ilişkin profili listelemiş tanıma uyan bir çok kadının anlattıklarından yola çıkarak...
Türkiye'nin Brigitte Jones'larına, Ally Mc Beal'lerine adadığı kitabı bence tam bir sahil kitabı... Denizin kenarında 2 saatte bitirebilirsiniz,okursunuz ve kapağını kapattıktan sonra geri götürme zahmetine bile katlanmayıp yan şezlongta uzanan kişiye hediye edebilirsiniz :)