
27 Kasım 2007 Salı
ÇALIŞAN ANNE VE ÇOCUĞU/ANNE İŞTE(Prof.Dr. Sabiha Paktuna Keskin)

26 Kasım 2007 Pazartesi
İSİMLE ATEŞ ARASINDA( NAZAN BEKİROĞLU)

14 Kasım 2007 Çarşamba
MEYYALE (HIFZI TOPUZ)

Ben bu gidişle karar verdiğim gibi istediğim Türk klasiklerini okuyamayacağım.Ne zaman kütüphaneye gitsem gözüm başka kitaplara kayıyor:)Başka kitapları da vardı yazarın ama özellikle ilk kitabını olduğu için Meyyale' de karar kıldım.
Ana hatları Pertevniyal Sultan,Meyyale ve yaptıkları çerçevesinde şekillense de birçok tarihi(ve birçok gereksiz:) kişilik hakkında bilgi veriliyor.Abdülaziz'in devrilmesi ve intiharı,halkın durumu,ülkenin yaşadığı çıkmazlar ve dengesizlikler,Meyyale'nin eşi Hasan Hilmi ve kardeşlerinin ağzından anlaşılır biçimde aktarılmış fakat bu anlaşılırlığı yakalamak için kullanılan diyaloglar çok yapay kaçmış.
Hırsızlıkları,rüşvetleri,kayırmaları,korkak ve yalaka devlet adamlarını,baskı ve eğlenceleri okuyunca "Tarih tekerrürden ibarettir" diyorsunuz.Rüşvetle ilgili olarak söylenen ve benim ilk defa duyduğum şu söz durumun ciddiyetini çok iyi anlatıyor aslında."Selam verdim,rüşvet değildir diye almadılar"
Mithat Paşa'nın sürgünlerinin ve paşaya yapılan işkencelerin anlatıldığı bölümün sonundaki şu sözler Meşrutiyet Dönemine ilişkin kısa bir özet aslında:'Meşrutiyet'i hazırlayan bu üç büyük özgürlük kahramanı(Mithat Paşa,Namık Kemal,Ziya Paşa) Osmanlı imparatorluğunda ulaşılmasını istedikleri ortamda ancak birkaç ay yaşayabildiler.Sonraki yaşamları ya sürgünde geçti ya da zindanda.Üçüde mutlu olamadan öldü ama attıkları tohumlar sonradan yeşillendi,filiz oldu,fidan oldu,dal oldu, ağaç oldu, bayrak oldu.Onların açtığı bayrağı da Mustafa Kemal'lerin kuşağı dalgalandırdı.'
Kitabın yarısından sonrası, Meyyale'nin ve eşinin çeşitli görevlerle yurdun farklı yerlere gönderilmesi sırasında yaşadıklarına,buralardaki halkın davranışlarına,o zaman ki memleket meselelerinin anlatılmasına ayrılmış.Kitap doğal olarak konunun kahramanının ölümüyle son buluyor.
Neden Meyyale sorusunun cevabı ise kitabın sonundaki resimlerde saklı.Meyyale yazar Hıfzı Topuz'un anneannesinin annesiymiş.
Kitabın bana göre ilgiye en layık yeri Haremağalarının çektiklerinin anlatıldığı ve hayatları hakkında bilgi verildiği bölümdür.Genel olarak roman tadı eklenmiş tarih kitabı tanımıyla (bana göre ) özdeşleşmiş ,yer yer olaylara yazarın görüşleri bulaşmış ama yararlı bilgilerin alınabileceği bir kitap olarak aklınızda bulunsun.
11 Kasım 2007 Pazar
ATATÜRK VE KİTAP
9 Kasım 2007 Cuma
"ÇOK SATANLAR" PASLAŞMASI
Gelelim listeler hakkındaki düşüncelerime.Özellikle çok satan listesinde diye kitap almamakla birlikte (bu konudaki isabetli kararımı Piraye romanı bir kez daha hatırlatmıştır) sevdiğim yazarın kitabı çok satan listesine girdi diye de es geçemem.Mesela İhsan Oktay Anar'ın son kitabını sabırsızlıkla bekleyen okuyucuların hasretliklerini giderebilmek için aldıkları 'Suskunlar' kitabı nasıl es geçilebilir ki? Tüm bunlar reklam faktörünü hiçe saydığım anlamına gelmez tabiki.Mesela Secret denilen kitabın tam olarak bu reklam sektörünün ürünü olduğumu düşünüyorum.Sonuçta kitap tercihi kişinin kitapla olan ilişkisine ,kitaptan beklentilerine göre biçimlenebiliyor.
"Okusunlar da ne okurlarsa okusunlar" desteklememek mümkün değil.Eskiden olsa "Olur mu öyle şey?" derdim ama bu kadar okuma kabızı bir ülkede insanları nitelikli okuyuculuk seviyesine erişemiyorlar diye suçlamak gereksiz.Aksine okuyuculuk seviyesine çıkanları tebrik etmek lazım:)
Ben Türk Klasiklarini okumaya niyetlenipte ufak bir araştırma yapınca yayınevlerinin de kitap tercihinde ne kadar önemli olduğunu yeni farkettim.Aynı kitabın 3-14 ytl arasında değişen fiyatları,180-328 arasında oynayan sayfa sayısını görünce "hangi kitap" sorusunu bıraktım"hangi yayınevi" diye sormaya başladım.Bu kadar çok seçeneğin olduğu bir ortamda bırakalım da yararlanmak isteyenler gönüllerince istedikleri listelerden yararlansın.
Bloglarındaki yazıları merakla beklediğim ailemizin kitapçısı 'nın attığı pası taç olamadan yakalayabilmişimdir umarım.Kitapla kalın.
KABUK ADAM (Aslı Erdoğan)

Aslı Erdoğan ne zamandır okumak istediğim bir yazardı buluşmak bu zamana kısmetmiş.En son romanıyla ilk romanını seçmek arasında tereddütte kaldım ama sonunda ilk romanı 'Kabuk Adam' da karar kıldım.Olayın hikaye örtüsü yazarın hayatıyla birebir kesiştiği için inandırıcılığı oldukça yüksek bir roman olmuş. Aşka, kaçırılmışlıklara, iyinin ve kötünün içiçe olmasına dair yazılmış bir roman bence..
Fizikçi (burda bilim adamımı,bilim kadınımı desem karar veremedim) roman kahramanının Karayip'lere gittiği bir seminerde tanıştığı deniz kabuğu satıcısı Tony ile aralarında geçen olayları ,diyalogları anlatmıştır kitap.Sadece anlatmakla kalmamış içsel sorgulamalarla derin düşüncelere daldırmak istemiştir okuyucuyu.Tadı damağımda kaldı diyorum ve kitaptan beni vuran 2 cümleyi yazıyorum :
''Bugün artık biliyorum: hayatın bizlere verip verebileceği tek odül, tek armağan, sevgi dolu bir insandır ve biz böyle bir insanı, ilk fırsatta katlederiz. sonra da, ömür boyu, bu asla bağışlanmayan günahın lanetini sırtımızda taşırız."
" Ölüm ülkesinin sınırlarına dek gitmişti Tony, bu yüzden de yaşamın gerçek değerini iyi biliyordu. Yalnızca kötülüğün en dibine inenler, erdemin doruklarına varabilirler."
Iskalamayın derim:)
8 Kasım 2007 Perşembe
YALNIZLIK GİTTİĞİN YOLDAN GELİR (SELÇUK ALTUN)

- 32 yaşıma girmiştim.Yaşamımda hiçbir şeyi başaramadığımı düşündüm,nefret etmeyi bile...
- 'Bazı bankacılara cennette,yatırım bankacılarının çoğuna cehennemde bile yer yoktur' sözü hangi Amerikalı bankacıya aitti ki?
- O gece okuduğum ilk aforizmasında Elias Canetti "En kötüsü birşey olmak değil,o şey olduğun sanılmaktır" diyordu.
- Geceleri sürekli geçmişimle hesaplaşır,hep borçlu çıkarım.Sabahları yalnızlık öyle kötü vurur ki,karabasanlarımı aradığım bile olur.
- Zaten bu ülkede sevilmek,sayılmak için sussan yeter.
- İlk sevdiğim sözcük 'dua' ,beceremediğimdendir.Son sevdiğim 'yalnızlık' ,çekip gidemediğimdendir.
- Lotaryasal teşvikler olmazsa gazete bile almayacak olan,genelde okuma özürlü Türk milleti için yazan hiçbir yiğit şair ve yazar için 'Abartılmıştır' denilmemelidir.
Hoşuma giden alıntıları da paylaştıktan sonra ,okunası bir yazarın , okunası bir kitabını şiddetle olmasa da tavsiye ederim.